"Artık insanlara gerek yoktu. Biz sadece başlangıçtık. Geleceğin savaşlarını askerler değil, yazılımlar yönetecek.”
Eski savaş konsepti yapay zeka ve insansız sistemlerle tümüyle değişiyor. Özellikle hava üstünlüğünde yaşanan hızlı değişim bu devrimin öncülerinden. Neyseki Türkiye eskiden olduğu gibi yenilikleri tribünden takip etmiyor. Ülkemiz bu değişimin tam merkezinde. Hatta değişim biziz.
O yüzden bende bu videoda 1970’lerden beri kullanımda olan ve dünyanın en yaygın savaş uçağı F-16 ile geleceğin ta kendisi olan Bayraktar Kızılelma’yı karşılaştıracağım.
Hazırsanız başlıyoruz.
Karşılaştırmayı 4 alt başlık altında inceleyeceğiz dostlar. Özellikle dördüncü madde çok önemli. O yüzden videoyu sonuna kadar izlemenizi tavsiye ederim.
Hız Ve Tasarım
F-16, tek motorlu son derece atik, çevik ve manevra kabiliyeti çok yüksek bir uçak. Ses hızının 2 katına yani mach 2’ye kadar çıkabiliyor.
Bayraktar Kızılelma ise tamamen farklı bir konsept. F-35 gibi düşük görünürlük odaklı tasarımı gereği daha düşük hızlara sahip. Azami 1 mach civarı diyebiliriz. Fakat bu hız şuan Kızılelma’nın gövdesindeki Ukrayna motorları ile yapılıyor. TEİ üretimi TF-6000 ve Kaan’ın yerli motorlu ilk versiyonlarında kullanılacak olan TF-10000 motorları ile Kızılelma daha yüksek hızlara çıkacak.
Radar Teknolojisi Ve Gizlilik
Radar teknolojisi savaş uçağının belkide en önemli parçasıdır. Çünkü önce gören önce vurur. Türkiye’de savaş uçaklarının hava-hava muharebelerinde önce görmesi için Murad AESA burun radarını geliştirdi ve envanterdeki blok 30 F-16’lara özgür projesi kapsamında yerli AESA radarımız yerleştirildi. Sırada blok 40 ve blok 50’ler var. Yerli radar sayesinde gözlerini, beynini ve sinir sistemini yenileyen F-16 adeta Evrim geçirdi.
Kızılema’da ise durum farklı değil. Doğuştan AESA Murad radarlı olan Kızılelma henüz modernize edilmemiş eski nesil radarlı olan F-16’lara kıyasla çok daha önde.
Şimdi gelelim gizliliğe.
Gizlilik konusunda Bayraktar Kızılelma F-16’ya göre açık ara önde. Neden mi?
Çünkü F-16’nın gizlilik gibi bir iddiası yok.
1970’lerin teknolojisine göre tasarlanan F-16, taşıdığı tonlarca mühimmat kapasitesiyle düşman radarlarında adeta bir kamyon gibi görünür. Üstelik bu mühimmatları kanat ve gövde altında taşındığını düşünürsek F-16’nın gizli kalmasına imkan yok.
Bayraktar Kızılelmada ise durum tam tersi.
Güncel düşük görünürlük ihtiyaçlarına göre tasarlanan Kızılelma’nın özel açılı gövde tasarımı ve tıpkı F-35’lerdeki gibi gövde içi mühimmat taşıma özelliği sayesinde düşman radarları tarafından tespit edilmesi çok daha zordur.
Mühimmat Taşıma Kapasitesi
7.7 ton gibi devasa yükü taşıyabilen F-16, 1.5 ton yük taşıyabilen Kızılelma’ya göre açık ara önde. Fakat burada iki uçağın görev tanımlarının farklı olduğunu unutmamak gerek. Biri soğuk savaş döneminde doğmuş ve zamanla modernize edilerek dünyanın en başarılı atik ve çevik savaş uçağı olan ve merkezinde pilotun durumsal farkındalığı ve karar alma yetkisi bulunan F-16. Diğer yanda 21. Yüzyılın ihtiyaçlarına binaen tasarlanan insanız, yapay zeka destekli, gerektiğinde sürü kullanımına da uyumlu bir yazılım dehası olan ve önce gören önce vurur mantığıyla tasarlanan Bayraktar Kızılelma.
Harekat Kabiliyeti Ve Maliyet
Çoğu kişi bilmez. Ama insanlı bir savaş uçağında maliyet sadece uçağın kendisiyle sınırlı değildir. Uçağın satın alma maliyetinin yanında, düzenli yapılması gereken bakım masrafları ve pilot eğitimi çoğu zaman gözden kaçar. Hatta pilot eğitimi bence sistemin can alıcı noktasıdır. Çünkü yaklaşık 1500 saatlik uzman pilot eğitimi bir F-16’nın satın alma maliyetinin yaklaşık dörtte biri kadardır. Bu 1500 saatlik uzman pilot olma serüvenin de ortalama 10-15 yıl sürdüğünü de hatırlatayım. Yani demem o ki yaşanacak bir savaşta ülkenin hava gücü için insan-zaman ve para faktörü uçağın kendisi kadar önemli.
Peki ya Kızılelma’da durum nasıl? Kızılelma’nın da en büyük gücü konsepti gereği insansız olması. Gerekli uçuş tecrübesi kazanan bir Bayraktar Kızılelma’nın savaşta kaybedildiğini düşünün. Sizce onun yerini alacak yeni Kızılelma’nın aynı tecrübeye ulaşması için 1500 saat uçuş süresi ile beraber 10-15 yıl mı gerekir yoksa daha önce kullanılan Kızılelma’nın kaynak kodlarını yeni uçağa kopyala yapıştır yapmak yeterli mi olur?
Farkı anladınız mı? Pilotun aksine yazılım yorulmaz, refleks kaybetmez veya psikolojik olarak etkilenmez.
Şimdi gelelim son olarak harekat kabiliyetine.
İnsanlı bir savaş uçağının harekat ve manevra kabiliyeti insan fizyolojisi ile sınırlıdır. Yani G kuvveti ile. Bir F-16 pilotunun dayanabileceği maksimum G kuvveti +9 ile -3 aralığındadır. Bu alt ve üst G limitlerine de pilot uzun süre dayanmaz. Burada zaman saniyelerle ölçülür.
Bayraktar Kızılelma’da ise durum tamamen farklı. Uçağın manevra ve hareket kabiliyetinin sınırı insan fizyolojisinin limitlerinden bağımsızdır. Maruz kalınan G kuvvetinin yanı sıra, stres, yorgunluk, acıkma, tuvalet molası gibi her türlü fani etmenlerden uzaktır.
Evet dostlar bu videoda 4. nesil veya 4.5. nesil savaş uçağı olan rüştünü ispatlamış F-16 ile 5. nesil veya üzeri hatta belkide nesil diye kategorize edilemeyecek kadar farklı bir konseptteki uçak olan Bayraktar Kızılelma’yı karşılaştırdık.
Fakat bu karşılaştırmanın iki farklı kategorideki oyuncular olduğunu ve kullanım amaçlarının farklı olduğunu unutmamak gerek. Biri diğerinin alternatifi olmasından ziyade ikisi de birbirinin tamamlayıcı unsurudur.
Şu an dünya havacılık tarihi ne tamamıyla insansız platformlara bırakılacak kadar ilerde, nede geleceğin yapay zeka ve otonom sürüşünü inkar edecek geridedir.
O yüzden Türkiye’de insansız savaş uçağı platformları olan Bayraktar Kızılelma ile Anka-3’ü 5. nesil savaş uçağı projesi olan Milli Muharip Uçak Kaan ile birlikte uçurma stratejisini benimseyerek günün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap veriyor.
Yorumlar
Yorum Gönder
Yazı ile alakalı yorum yaparak değerli fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Şimdiden teşekkürler.